Hepimiz anne karnına düştüğümüz andan itibaren, hayata dair ipuçlarını kaydetmeye başlarız, doğru ya da yanlıș. Annemizin karnında ondan sadece fiziksel olarak beslenmek dışında br bağ kurarız. Onun yaşadıklarını hisseder, bize bir șey olursa ona hissettiririz. Anne babamızın hayat algısını anlamaya çalışır doğacağımız dünyaya karșı bilinçaltı kayıtlarımız olușmaya başlar. Doğacağımız zamana kadar bilinçaltımız aktif olarak çalışır. Karın bölgesi bağırsaklarımızdan dolayı insanın ikinci beyni gibidir. Bu artık bilimsel olarak da ispatlanmış haldedir. Bu sebeple annemizin en duygusal alanından, en duygusal olan alanımıza göbek bağımızla bağlanır duygusal gelișime hazırlanırız.
Anne babamızın bizi isteyip istememesi, kız yada erkek beklemesi, annemizin babamıza babamızın annemize duyguları ve davranışları, anne babamızın sürekli tekrar ettiği cümleler, korkular, hayata bakıș açıları içerdeki gelișimimizi ve doğduktan sonra yașantımızı etkiler. Hamile hanımlarla bebekler üzerinde çalışırken gördüm ki, düșük tehlikelerinin kaynağı duygusal ve zihinsel olarak tetiklenen annenin, yașam belirtisi için yeteri kadar nefes almaması, yaşamak istememesine halsizliğe ve bitkinliğe sebep olarak bebeğin rahme tutunmasını engelliyordu
Annenin eșine karșı öfkesi, affedemediği konular, gerginlikler varsa bebeğin gelișimine zarar veriyordu. Bebeğin cinsiyeti belirginleșene kadar kız ya da erkek beklemek bebek gelișirken yanlıș algıya sebep olarak, doğduktan sonra cinsiyet problemlerine yol açıyordu. Bu ve bunun gibi birçok problemler için ‘Anne karnına dönüș ve yeniden doğum’ uygulamasıyla genetik bağların düzenlenmesiyle çalıșmalarımda uygulama yapıyorum.
Öncelikle belirtmeliyim ki, hamile hanımlar seansa geldiğinde, daha dünyaya gelmeden önce bir bebekle tanıșmanın mutluluğunu ve heyecanını tarif edemem. Bebeğin kimseye anlatamadığı halin, dokuz kat içerde yaşadığı alanı görmek muazzam bir duygu.
Hamile hanımlarla çalıștığımda, bebeğin içerdeki ruh halini, gelișimini, vücudunu, iç ve dış organlarını, cinsiyetin varsa annesiyle babasıyla ilgili taşıdığı ve genetik olarak aktarılan ruhsal ya da fiziksel sorunları kontrol ediyorum.
Bu hanımda da bu kontroller yaptıktan sonra gördüm ki, öncek düșüklerin sebebi, ‘ Hayatımda her șey yarım kalır ve ben her șey yarıda bırakırım ’ inancı yerleșmiș olduğundan hamilelikler yarıda kalıp bebeklerin düșük olmasına sebep oluyordu.
Öncelikle bu insanın enerji alanından temizlendi. Ki șu an ki bebeğe tesir olmasın. Bebeğin kontrolünde bașının gövdesinden daha büyük olduğunu ve göbek bağının tam oluşmadığını, gelișmediğini gördüm. Baș kısmındaki durum normaldi ilk haftalarda. Ama göbek bağının tam olușmaması yașama isteği ve dünyaya gelmek istemeyişiyle alakalıydı. Bunun kaynağına baktığımda, annenin nefes alıș verișinin yetersiz olușuydu. Seansımızda nefes duygusal dönüșüm çalıșmamızla düzeldi.
Şimdi Yaşadıklarını Onun Anlatımıyla Okuyalım;
Merhaba; Șu anda üç buçuk aylık hamileyim. Ancak bundan önce üç tane kürtajla sonuçlanan düșüklerim oldu. İlk bebeğimin kalbi attı ancak on haftalıkken durdu, diğerlerinden ise hiç kalp atıșı alınmadı. Bir sürü doktora gittik ama hiçbir neden bulamadılar. Sonra br arkadașım vesilesiyle böyle bir uygulamanın olduğunu öğrendim. Daha önce bu tip enerji uygulamalarının olduğunu biliyordum ama hiç tecrübe etmemiștim.
Seanslara da çok çok inanarak devam ettim.Seanslar esnasında bebeklerimin dünyaya gelmek istemediklerini öğrendim. Çünkü annelerinin yaşamadığını, dünyada onları bekleyen birinin olmadığını düşünüyor ve bu nedenle de dünyaya gelmek istemiyorlarmış. Bunu düşünmelerinin en önemli sebebi ise benim doğru nefes alamıyor olmammış.
Bebekler annelerinin yaşadığını ve onları beklediğini bu şekilde anlarmış. Ayrıca bebeklerim yine eșim ve benden kaynaklanan sebeplerden dolayı kendilerini özel hissedemiyorlarmış. Tabi ki düșüklerin tek sebebi bu değilmiş. Eșimin ailesi ve onların eșime olan davranışları da bunda etkili olmuș.
İș güç sahibi olup evlendiği halde hala eșime bir çocuk gibi davranmaları, eșimin kendisini babalığa hazır hissetmemesine sebep olmuș. Eșim, babam ve kardeşlerim de dahil olmak üzere erkeklere olan güvensizliğimde bu sebeplerden biri. Özellikle babamla yaşadıklarım, onun bana, anneme ve kardeşlerime olan davranışları bende buna sebep olmuș.
Babam çok ketum ve duygularını hiç belli etmeyen bir insandır. Onun bize belli etmediği ya da edemediği duygular da çok büyük bir etken olmuș. Belli edemediği dedim; çünkü bu düșünce ona da babasından geçmiş. Babama dedemden geçen, bașkalarının yanında çocuk sevilmez, çocukların her istediği yapılmaz yapılırsa daha fazlasını isterler ve şımarırlar gibi düșünceler
Zeynep hanım da benim bu sorunlarımı çözebilmek için dedem, babamı ve beni bulușturdu. Aslında galiba beni onlarla, onları da birbirleriyle barıștırdı. Ve tüm bu düșünceleri üzerimizden atmamıza vesile oldu. Ayrıca annemden de olumsuz bağlarla bana geçen düșünceler varmış.
Annemin yıllardan beri evde periyodik olarak söylediği lafları vardır.” Ben ne yapsam yaranamıyorum.Yıllarca çalıștım didindim yine de karșılığını alamıyorum” gibi düșünceler, bunun yanı sıra bende var olan kullanılmışlık düşüncesi, bebeğim de beni kullanıyor düşüncesine sebep olduğundan bu soruna neden olmuș.Hayatımda yarım bıraktığım bazı șeyler nedeniyle bana yerleșen “her șeyi yarım bırakırım” düșüncesi de bebeklerime tesir etmiş ve tüm bunlara olan tepkilerini bu şekilde vermișler. Bu seanslar neticesnde tüm bu düșünceler bilinç altımdan silindi ve her birinin yerine olumluları koyuldu. Arada sırada bu düșüncelere dair vesveseler gelse de artık kendimde net br șekilde seziyorum ki eski tesiri olmuyor. Zaten fiilen de meyvesini alıyorum her doktora gittiğim de bebeğin daha iyi olduğunu söylüyor doktor. Seanslara bașlamadan önce doktora gittiğimde bana ” Bu da öncekiler gibi olacak büyük ihtimalle demiști” ne kadar üzülmüştüm anlatamam. Ama ilk seanstan sonra doktora gittik ve kalp atıșı aldık. Bu duruma doktor bile çok așırdı beklemiyordu, çünkü bizi en kötüsüne hazırlamıștı. Kalp atıșlarını duyunca eșim de bende çok duygulandık. Heyecanlandık…Nasıl olduğunu kelimelere dökmek de çok zor. Çünkü dünya da bu kadar büyük bir heyecan ve sevince neden olacak başka bir șey var mıdır bilmiyorum. Canımın içinde bizden br can daha yetișiyor ve ben buna vesile oluyorum. Allah’ım olmayıp da isteyen herkese nasip etsin bu sevinci.
Bizim bu sevinci yașamamıza vesile olan Zeynep Hanım’a da çok teşekkür ederim.